Beyazlı Group yönetim kurulu başkanı Veysel Beyazlı, firmasının karşılaştığı zorluklara dikkat çekti, vize, arazi sorununa vurgu yaptı, yetkililere veryansın etti.

Bir BEYAZLI GRUP kuruluşu olan Bey-San-Mak; Kilit beton parke makinası, briket makinası imalatı ve kalıp sanayii ticari faaliyetlerine 2007 yılı itibarı ile başladı. Bünyesine kattığı deneyimli ve uzman kadrosu sayesinde hızla büyümeye başlayan Bey-San Mak. ürettiği beton santralleri, Kilit beton parke makinası ve briket makinası satışına yalnızca yurtiçinde değil, yurtdışına da ihraç etmesi ile ülkemizin ekonomisine katkıda bulunuyor.

VİZE SORUNU ÇÖZÜLMELİ

Ürünlerinin % 98’ini yurt dışına ihraç ettiğini söyleyen yönetim kurulu başkanı Veysel Beyazlı, “Vize konusunda Türkiye Cumhuriyeti bize yardımcı olmalı” çağrısında bulunarak müşteri olarak dışarıdan gelmek isteyen kişilerin Türkiye’ye gelememelerinin işlerine balta vurduğunu söyledi.

Modern tesislerinde her türlü beton santralleri, briket parke bims makinaları ve kalıplarının üretimine cevap verecek şekilde ticaret hayatında mücadele ederek ekonomiye büyük ölçüde katkı sağlayan Veysel Beyazlı, Türkiye İhracatçılar Birliği ve Trabzon’daki yetkililere veryansın etti.

Trabzon'da dünyaya gelen, liseyi terk eden, yaptığı iş ile ilgili herhangi bir okuldan eğitim almayan ancak hayat okulunda mücadele ederek şimdilerde büyük işlere imza atan gizli vergi rekortmenleri arasına ismini yazdıran Beyazlı Group Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Beyazlı, sorduğumuz sorulara içten cevaplar verdi…

3-trabzon-fabri̇ka-001.jpg

4-trabzon-fabri̇ka.jpg

5-trabzon-fabri̇ka.jpg

“BİZ İŞİMİZE BAKALIM”

-İlk olarak işinizdeki başarınızı birde sizden dinleyelim. Bu kadar büyük işler yaparken, neden Trabzon’da birçok kesimin haberi yok sizden?

‘Bey-San Makina imalatı ve kalıp sanayii ticari faaliyetlerine 2007 yılından beri devam ediyor. Üretimimizin % 98'ini yurt dışına ihraç ediyoruz. Briket ürüterek başladık makineleri üretmeye başladık. Daha sonra parke makineleri üretmeye başladık, beton santralleri üretmeye başladık. Şimdilerde 21 ülkeye ihracatını yapıyoruz. Doğrusunu isterseniz çok da haber olunsun istemiyoruz. Neden istemiyoruz? Yer olarak imkanlarımız çok kısıtlı bu yüzden haber olunsun istedik, manevi olarak yerelden destek bekliyoruz. Bugüne kadar devletten bir kuruşluk dahi yardım almış değiliz, müracaatımız bile yok. Ama gördük ki bizim yer talebimize karşılık şuraya şu yardımı yaparsanız, şuradan şu kadar işçi alırsanız bazı şartları oturup konuşabiliriz noktasına geldiler. Hal böyle olunca kimse bize karışmasın, biz kimseye karışmayalım, bilinmek de çok önemli değil, biz işimize bakalım, anıldığımız yerde biraz daha uluslararası arenada anılalım. Böyle yola çıktık.’

21 ÜLKEDE BAYRAK SALLADIK

‘Şuan da dediğim gibi 21 ülkeyi bulduk. Onu da; geçen gün ülke bayraklarını saydım, her ihracat yapılan ülkeye bir bayrak koyun dedim 21 tane vardı. Oradaki durumumuz şu; bugünkü yönetimlerin burada yapmaya çalıştığı işleri veyahut olması istediği işleri biz uluslararası arenada yapıyoruz. Bugün bir teknoloji devi diye bilinen bir Alman firması bizi ihalede gördüğü zaman direk dosyasını alıp çıkabiliyor. Hiç girmiyor. Mesela şimdi en son Suudi Arabistan Riyad’da vardı bir ihale oraya gittik katıldık. Alman 2 tane firma vardı bir tane İspanyol firma vardı. Direk ihaleden çekildiler. Çünkü niye çekildiler? Onların marka değeri adı altında aldıkları parayı birebir teknik şartnamelerle yapmamıza rağmen aynı malzeme birebir aşağı yukarı 3’te 1 fiyatlarına yapabiliyoruz. Bu imkanlara sahibiz. Teknolojinin de alımıyla alakalı hiçbir şeyden kaçmıyoruz. Nerde ne bilgi varsa ama ağırlıkta deneme yanılma yoluyla yapmış olduğumuz işler var. Çünkü ARGE birimlerini kurmaya müsait alanlarımız da yok. Mecburen deneyerek yanılarak… Yani ön çalışmalarını yapamıyoruz. Ondan dolayı sıkıntılarımız oluyor. Diğer türlü bu günümüze şükür iyiyiz. Kendi dalımızda en azından bilinen bir firmayız.’

7-antalya-fabri̇ka-001.jpg

9-tanzanya-müşteri̇.jpg

27-kamerun-müşteri̇.jpg

28-eti̇yopya-müşteri̇mi̇z.jpg

HER DİLDE ELEMAN ÇALIŞIYORUM

‘Kurduğum bir aktivasyon merkezim var tamamen geleceği görülmeden yatırımdır. Her dilden elemanları çalıştırıyorum. Yani sadece kendi ülkelerini değil kendi dillerini hitap olmuş olduğu her yere çalışmalar yaptırıyorum. Yapmış çalışmaların % 85 i sanaldır, % 15’i reeldir. Ama bugün itibariyle tuttu çok şükür. Artık bizi birisi Fransa’da oturup evinde böyle bir işle alakalı arama motoruna yazsa direk Fransızca olarak karşısında bizim firmamızı bulabiliyor. Gecenin herhangi bir saati olabilir. 7-24 açığız. Cep telefonlarımıza da bağlı bu sistem herhangi bir saatinde de arasa karşısında Fransızca olarak bulabiliyor. Takrip olarak 8 dakikada yanıtını alabiliyor. Sonuçları da iyi. Bunla alakalı geri dönüşler de oluyor. Birçok müşteri geliyor, ziyaret ediyor iş yerini hem şehri tanıyor, hem bizi tanıyor, hem firmamızı tanıyor, bunun büyük bir oranı da ticarete dökülüyor. Diyorum ya aktivasyon bu işin en önemli bölümü çünkü insanlara şu rahatlığı veriyoruz. Hangi ülkeden olursa olsunlar kendi şehirlerinden mal alabileceği rahatlığını veriyoruz. Hiç gelmelerine gerek kalmayacak olan web sitesi var yapmış olduğumuz özellikle 2 tane var. İnsanlar makinalarının üretim aşamalarını ondan yol alarak canlı olarak izleyebiliyorlar. Bu güveni verebiliyoruz. Malının sevkiyatı sırasında anlaşmış olduğumuz uluslararası nakli firmaları var an ve an gemi hangi limandaysa o anda online olarak görebiliyor. Müşteriye yalan konuşma riskini ortadan kaldırıyoruz. Özellikle Çin firmaları bunu çok yapıyorlar. Çin’de de o konuda rekabet ediyoruz. Bizim sektörümüzde çok fazla yoklar. Biz söylediğimizin arkasında durmak bir yana canlı olarak gösteriyoruz. Yani kameradan girdiğin zaman boyandı deyip de şesu halinde olmadığını görebiliyor. Verdiğimiz ıp numaraları ile birlikte. Yani bu tip avantajlarımız var bu aslında şehirde uygulanabilecek olan birçokta mesleki konuda var. O yüzden dertliyim.’

OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN BAŞARDI!

-Derdinizi dinleyelim biraz da?

‘Bu şehir insanının doğası itibariyle söylüyorum size şahsi egolarından arındığı süreç içerisinde yapamayacak olduğu hiçbir şey yok. Bana herkes dedi ki; ‘Türkiye gibi bir ülkenin Trabzon gibi bir Anadolu şehrin de hammaddeyi ucuz alamazsın ki demirden bir şeyler yapasın. Alman gibi İtalyan gibi teknoloji devlerinin karşısında duramazsın’. Ben inandım ben yaptım. Üstelik lise mezunu bile değilim.’

EMPATİ DUYGUSU ŞART

-Lise terk dediniz ama anlattıklarınız belki de 2 üniversite bitirmek gerekiyor bunu nasıl başardınız?

‘Yani birazcık o konuda işle yatıp işle kalkmaktan geçiyor. Her tarafını düşünmeniz gerekiyor. Müşteri adına kendinizi onun yerine koymak gerekiyor. Ne ister ne bekler ne talep eder. İleriki aşaması nasıl olmalıdır. Diğerlerinin yapamadığı ne var benim yapmam gereken veya düşünmediği. Şimdi o bağlam da yeni bir makina ürettik. Belgelerini daha yeni aldık.’

“KALIP İŞİ İLE BAŞLADIK…”

-Kaç yıllık şirketiniz?

7 yıllık şirketim var. Başlangıç mazisi çok farklı onu anlatmak birazcık da isin hikaye kısmı oluyor. Ondan sonraki aşamasını söyleyeyim size makinalarla üretim yapıyorken kalıp ihtiyaçlarımız oluyordu. Demir kütle bakıyorsunuz 300 kiloluk bir demir kütle istenen paralar o zamanların 2000 dolarları 2500 dolarları. Ben bunu yaparım dedim. Bir demirci ustasına teknik çizimler aldırttım, verdim. O da yapabileceğine kanaat getirdi. Onla birlikte oturduk yaptık. Yaptığımız ufak tefek hatalar vardı yaptığımızı geliştirdik. Geliştirdikten sonra dedik ki; madem bu fiyatlara satılıyor biz niye yapıp satmıyoruz. Onu yaptık kalıp işiyle başladık. Kalıp işini ciddi mana da yaptık. Baya baya sattık. Yurt içine iç piyasaya. Sonra dedik ki bunun makinası da yapılmayacak bir şey değil onu yapmaya başladık. Yurt dışında bir talep açığı olduğunu gördüm. Yurt dışına da yapabilir miyiz dedim. İlk Abhazya yaptık, Gürcistan falan değil, yakın olması gerekçesiyle genelde oralardan başlanır ama biz Abhazya’ya yaptık. Onsan sonrasında teknolojik olarak eksik kaldığımız yerler vardı. İstanbul’da bir arkadaşım vardı. Fikir istişaresi ettim. Oda çok iyi üretimler yapıyordu fakat satamıyordu. Onun firmasını da aldık Trabzon’a getirdik burada birlikte devam etmeye başladık. Daha sonra Gaziantep’te böyle bir firma vardı. Oda aynı şekildeydi onu da alıp Trabzon’a getirdik. Şimdi 2 tane markayla birlikte bir işte Gaziantep’ten gelen usta arkadaşımızın kadrosuyla birlikte bir İstanbul’dan gelen arkadaşımızla birlikte devam ediyoruz. Daha yeni bir bebeğimiz var, 3. Markamız daha yeni kurduk. Oda Gürcistan, Azerbaycan ve İran bölgesinde bizi sürekli rakip olan bir arkadaşımız vardı. Türk’tü ama o Gürcistan’da üretimini yapıyordu. Onunda lojistik eksiklikleri vardı. Personel açısından, teknoloji açısından eksikleri vardı. En son geçen senenin sonunda da rakibimizi komple satın aldık, buraya Trabzon’a getirdik bütün makinaları ve ekipmanlarıyla birlikte. 3. Markayla birlikte o bölgeye de hitap etmeye başladık.’

AMACINA UYGUN ÇALIŞILMIYOR

-İhracatçılar birliği var Trabzon’da oralarda göremiyoruz sizi neden?

‘Hiç yokum oralarda amacına uygun çalışılmadığını düşünüyorum. En son 54 tane yurt dışında gelen davet vardı. Yani bizim göndermiş olduğumuz makine almak isteyen, gelmek isteyen insanlar vardı. Orda ki çalışan arkadaşların bazılarını tenzih ederim. İsimle de söylerim mesela Başkan yardımcısı İdris Bey çok özverili bir adam yani telefonu her ne zaman kaldırsak bir şeyler yapmaya çalışıyor. Başkan Gürdoğan benim mahallemdedir biz onların ellerinde büyümüşüzdür bu kadar iyi ihracat yapıyoruz bir kere olsun gelmişliği yoktur. Benim kim olduğumu bilmez. Bizi TİM’den buldular. Türkiye’nin gizli ihracat şampiyonlarından bizi buldular genel merkezden bize ulaşabildiler. Buradakilerin haberi yoktur diye tahmin ediyorum.’

54 FARKLI ÜLKEDEN DAVET

‘54 farklı ülkeden gelen davet, ülkemize makine almak için bizle görüşmeye gelmek isteyen kişilere gönderdiğimiz davetlerle alakalı göç idaresi muhataptır. Göç idaresi çok keyfi kararlar veriyor. Özellikle bu 15 Temmuzdan sonra. Biz vatandaşla 6 ay boyunca görüşüyoruz. Prensip olan anlaşmalar imzalıyoruz. Makine konusunda anlaşma sağlıyoruz. Türkiye gelip en son burada son işlemlerin yapılması gerekiyor davet gönderiyoruz ret cevabı alıyoruz. Elini masaya vurabilecek bir ihracatçılar başkanı olsa müşterimin yarısı gelirdi.

Güçlü bir yönetim olursa bu şehir bir Konya olur. Bu şehirde aktif ihracat yapılabilir. İhracatçıların toplantısında gittiğimde anlatılan rakamların fındık fiyatını geçmediğini gördüm. Devletin gidilebilir diye işaret ettiği ülkeler var, alt yapı çalışması yapılmadan gidiliyor. İnsanların daha bilinçli olması gerekiyor ki oraya gidildiğinde daha verimli görüşmeler yapılabilsin. Fas’a kendi elemanımla gittim ve yaptığımız çalışmalar sonucunda 17 tane müşteri bulduk. Hazırlıklar aşamasındaki elemanları bana verirseniz ben verimli olmaları için çalıştırayım dedim. Öyle elemanlarımız yok dediler. Yerimiz olmadığı için 47 kişi çalıştırıyoruz. Devletten yer talep edin dediler. Cıvatasından, yazılım ve programlamaya varıncaya kadar kendimiz üretiyoruz. Afganistan’dan bize gelmek isteyen heyet bizim için “orada gerçekten böyle bir firma var mı?” diye sorduğunda buradaki yöneticiler bilmiyoruz dediler.’

YEŞİL PASAPORTLU PROTESTO

-Karşı taraf sizi tanımıyor, ancak siz bu durumu yıkmayı düşünüyor musunuz?

‘Ne için? Ben bu şehri seviyorum. Ciddi bedel ödüyorum. Yılda 20 tane makine sattığınızı düşünün bugün İstanbul’daki bir firma makine 600 bin dolar veriyorsa, siz 500 bin dolar derseniz insanlar gelir. Aşağı yukarı 150 milyon dolar daha düşük satış rakamı demek. Trabzon’da olma ile İstanbul’da olmanın arasında maddi olarak ödüyorum. Diğerleri gibi şehrin yükünü çekiyorum vesaire demiyorum. Bu şehrin insanın bir takım egosu var. O egodan çıktıktan sonra birçok şeyi başarabileceğini biliyorum. Bu yörenin bir günde yaptığı işi gittiğim yerdeki gördüğüm insanlar bir ayda yapamaz. Bu bağlamda insanımız iyi. Yeter ki üsten aşağıya bir koordinasyon oluşsun bizim insanımız çalışkandır. Fazla ihracat yapıyoruz diye bir yeşil pasaport verdiler arkamdaki montaj ekibi 4 saat bekleyecek. Ama bir hemşire elini kolunu sallayarak rahatça geçebiliyor. Protesto amaçlı verdikleri yeşil pasaportu da almıyorum. Memurlardan kısıtlasınlar. Ben ülkeye döviz getirmeye çalışıyorum.’

“FUTBOL İLE UYUŞTURULUYORLAR”

‘Bu şehir futbol ile uyuşturuluyor. Kafayı kaldırıp ta zevkim için futbol izleyeceğim ama üretmek lazım, kazanmak lazım demiyor. Borç alıyor maça gidiyorlar. Trabzonspor’a destek acısından loca almamız gerektiğini de söylediler. Futboldan anlamam.’

FİKİR ALMAK İSTEYENLER BU FIRSAT KAÇMAZ!

‘Elimizde bir çalışma modeli var eğer uygulanırsa başarılı olunur. Antalya’da ahşap ürünler üzerine üretim yapan bir firma bizden fikir desteği istedi. Sırf yöntem için parada ödediler. Bunu Trabzon’da parasız yapabiliriz diyorum. Her 10 veya 15 firma için bir aktivasyon merkezi kurabiliriz. Fas’a gittiğimizde gördüm ki iş için gelen insanların müşteri bağlamak gibi bir derdi olmak yerine gezmeyi tercih ettiler. Ama inanıyorum ki; şehirde kaynak oluşturmaya çalışan, yurt dışına açılmaya çalışan insanlarda vardır. Gelsinler akşam 19.00 sonra vakit ayırır, öğretirim. Trabzon’da herkes her şeyi çok biliyor tüm sıkıntılar bundan kaynaklanıyor. Şehirde 10-15 tane üreticiye yardımcı olabilirsem ne mutlu derim. Sırtım sıvazlanmasını beklemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Kahire Büyükelçiliğini aradım rica ettim vize istedim. Göç idaresinden red geliyor, bizim için en büyük sorun vize sorunu, gelen retlere karşı bir açıklamada yapılmıyor. Şunda bekleyen 54 müşterimiz var ret yemiş. Irak’ta Vanlı bir millet vekili aradı gurur duydum makinelerinizi yurt dışında gördüm diye.’

***

Eşi Ayşe Beyazlı: ‘Ben Sivaslıyım, 1993 yılında öğrenci olarak geldim. Turizm Otelcilik mezunuyum. 20 yıldır evliyiz. Eşim dışarda ben içerde erkeğim. Zor bir süreçten geçtik. İş her zaman bir adım önde geldi bizim ailemizde, kadın için zor ama alıştım. Ailece akşam yemeği yediğimiz nadirdir. İş konusunda bazen yurt dışı seyahatlerine briket üretilen yerlere birlikte gidiyoruz. Banka işlerini vesaire ben hallediyorum. En son Tiflis’e gittik. Makine üretilen yerleri gezdik, iş görüşmelerimiz oldu.